Arthur Schopenhauer ve kadınlar ve aşk üzerine

Ünlü sıradışı filozof Arthur Schopenhauer hakkında şu aralar çok fazla yazı; makale, roman, çeviri okuyorum. Arthur Schopenhauer’ı bence diğer filozoflardan ayıran onun Seks, Aşk ve Kadın analizini usataca yapması olmuştur.  Kimi onun kadın düşmanı olduğunu, kimi duygusal olaylara nesnel bakmaya çalıştığını söyler. İkinici görüşü savunanlar acaba duygulara nesnel bakmanın tanımınıda yapabilirler mi?

Ben kendi görüşümü belirtmeyeceğim ama şü son günlerde Arthur Schopenhauer gibi düşünüp çevremi öyle gözlemliyorum. Şaşırtıcı bir şekile Arthur Schopenhauer neredeyse aşağıda bahsedeceğim fikirlerinin haklı olduğunu görmekteyim. Bu fikirler onun kaleminden 200 yıl önce çıkmış ama insan hiç değişmemiş!

  • “Seks bütün güdüler içinde en güçlü ve en aktif olanıdır. Neredeyse insanın bütün çabasının nihai sonucudur. En ciddi meşguliyetlere müdahele eder ve bazen en büyük insan zihinlerini şaşırtır … Her gün en değerli ilişkileri tahrip eder. Daha önce onurlu ve düzgün olan insanların bütün vicdanını alır gider.
  • “Mantıkla beslenmeyen şey mantıkla yönetilemez.” (Aşk için)
  • “Bütün aşk hikayesinin gerçek sonu ilgili taraflar bunun farkında olmasada yaratılacak olan çocuktur.”
  • “Her insan kendisinde olmayanı sever.”
  • “Erkek bir kerede çok fazla şey alır, uzun vadede çok az… Erkekler hayatlarının yarısında zamaparadırlar, yarısında boynuzlu.”
  • Çok çekici bir kadının kaderi çok çekici bir erkğinki gibi yalıtılmış bir hayattır. Diğerleri kıskançlıkla kör olur ve bu üstün kişiye kızarlar. Bu nedenle bu insanların aynı cinsiyetten yakın arkadaşları hiç olmaz. Akıllı bir insan hayatını popüler olmaya çalışarak geçirmez. Bu içi boş bir istektir. Popularite doğru yada iyi olanı tarif etmez; tam tersine eşitlikçidir, farkları ortadan kalıdırır.

“Arthur Schopenhauer ve kadınlar ve aşk üzerine” üzerine 4 yorum

  1. mrb.. evet bende sizin gibi düşünüyorum 200 yıl önce tehşis konulmuş aslında aşk sex kadınlar insan ilişkileri gibi konuların ama herşey halen daha aynı… ben arthur schopenhaure in karamsarlığının sebebinin birazda mazoşistiliği sevdiği ve bunu bir tutku haline getirdiğini düşünüyorum ve okurlarınıda mazoşistleştiriyor benimseyerek okuyan herkes sebepsiz bi düşünce sorunu olmadan acılı bir hal alıyorlar…ama bu zamana kadar okudugum felsefe yazarları içinde en korkusuz olanıdır bence… tabi Friedrich Nietzsche ide unutmamak lazım… o yüzden böyle büyük insanlara değer veren insanlara da hayranlığım vardı… yoruma yer verdiginiz için teşekkurler

  2. Ben her okuruna acı yaşattığını düşünmüyorum. Ben okuduktan sonra davranışlarımızın ne anlama geldiğini neden hangi durumda ne hissettiğimizi ondan okudukça ilk başlarda evet bu adamda bir sorun olmalı dedim ama insanları gözlemledikçe haklılık payı gördüm.

    Örneğin arkadaş aradıkça yalnızlaşılıyor düşüncesi ilk başta saçma gelmişti ama sonra hak verdim. Eğer hak veremiyorsanız ünlülerin hayatına bakın ya da çok uzağa gitmeyin kendinize bir kez daha bakın ama görmek için bakın.

  3. evet arkadaş aradıkça insan dahada yalnızlaşır çünkü aramak yani istediğin bişeyi aramak ve onu ararken bulamama ihtimalini düşünerek aradığı için dahada yalnızlaşır ve daha bi mutsuz hisseder kendini. buna itirazım yok. aslında benim arthur schopenhaure ve yazdıklarına zaten itirazım yok çünkü o ve onun gibi bir kaç yazar benim yaşam biçimimi oluşturmuştur oluşturdu diyorum çünkü onların yazdıklarının benim hayatımda karşılığı var…

  4. Seçtiğin Schopenhauer sözleri “bu günü yaşama arzusu”yla (irvin YALOM)
    sınırlı kalmasın arkadaşım çok daha etkileyicileri var…:)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir